Beni İsrail Suresi Var mı? Google’a Yazınca Hayatımı Sorgulamam
İzmir’de yaşamanın insana verdiği rahatlık başka bir şey. Sabah uyanıyorsun, hava güzel. Kordon tarafına yürüyorsun, biri gitar çalıyor, biri köpek seviyor, biri de kesin ayrılık story’si atıyor. Şehirde garip bir “boşver ya” enerjisi var ama benim kafam maalesef o kadar sakin değil. Dışarıdan bakınca sürekli şaka yapan, her ortamda kahkaha atan biriyim. Ama içimde de ayrı bir TRT belgeseli dönüyor.
Geçen hafta arkadaşlarla Alsancak’ta oturuyoruz. Çay geldi, gevrek geldi, ortam iyi. Bir anda ortamın en alakasız sorusu masaya düştü:
“Olum Beni İsrail Suresi var mı?”
Bak soru o kadar beklenmedik geldi ki elimdeki çay yanlışlıkla tabağa döküldü. Çünkü bizim masada genelde konuşulan şeyler belli:
“Karşıyaka bu sene ne yapar?”
“Kim ex’ine geri dönmüş?”
“Spotify niye yine zam yaptı?”
Ama bir anda dini bilgi yarışmasına dönünce beynim kısa devre yaptı.
Google’a Yazınca Gelen O Garip Gerilim
Telefonu çıkardım. Yazdım:
“Beni İsrail Suresi var mı?”
O an herkes sustu. Sanki KPSS sonucu açıklanacak.
Sonra öğrendik ki Kur’an’da “İsra Suresi” var ama halk arasında bazen “Beni İsrail Suresi” diye de anılıyor. Çünkü surede İsrailoğulları ile ilgili bölümler geçiyor.
Masadaki Burak hemen atladı:
“Ben zaten biliyordum.”
Yalan söylüyor. Bu çocuk geçen gün tost makinesine kettle dedi.
Ama ortamda herkes bilgili görünmeye çalışıyor. Türkiye’de biri bir konuda emin konuşuyorsa ya gerçekten profesördür ya da tamamen sallıyordur. Ortası yok.
Ben de hafif bilgili görünmeye çalıştım:
“Aslında tarihsel bağlamı önemli tabii…”
Cümleyi kurdum ama devamı yok. Beyin Windows güncellemesi gibi döndü kaldı.
Beni İsrail Suresi Var mı Diye Araştırırken Kendimi Kaybetmem
Bugünkü makalemizde “Beni İsrail Suresi var mı” ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları inceliyoruz.
O gece eve dönünce konu kafama takıldı. Normal insan araştırır, öğrenir, geçer. Ben niye üç saat boyunca forum okuyup varoluşsal krize girdim bilmiyorum.
Bir ara kendime şunu derken yakaladım:
“Acaba ben gerçekten bilgili biri miyim yoksa interneti hızlı kullanan bir maymun muyum?”
İnsan gece 02.00’den sonra fazla düşünmemeli. Özellikle İzmir sıcağında vantilatör suratına vururken düşününce beynin pilav oluyor.
Bir de benim şöyle kötü huyum var:
Bir konu öğrenmeye çalışırken alakasız yerlere gidiyorum.
“Beni İsrail Suresi var mı?” diye başladım…
Kendimi yarım saat sonra Antik Mısır belgeseli izlerken buldum.
YouTube algoritması da şey gibi:
“Bu çocuk kayboldu, saldıralım.”
Annemle Yaşadığım Efsane Diyalog
Sabah mutfakta kahvaltı yapıyoruz. Annem bana baktı:
“Niye uykusuzsun?”
Dedim:
“Gece Beni İsrail Suresi araştırdım.”
Kadın bana yaklaşık üç saniye boyunca sessiz baktı. O bakışta şunlar vardı:
“Ben bunu nasıl büyüttüm?”
“Bu çocuk neden normal değil?”
“Komşunun oğlu memur oldu.”
Sonra sadece şunu söyledi:
“Sabah sabah gevrek ye, kendine gelirsin.”
İzmir anneleri gerçekten terapi gibi insanlar. Dünyan yıkılır, sana domates koyar geçer. Garip şekilde işe yarıyor.
Arkadaş Ortamında Bilgili Gibi Görünme Çabamız
Ertesi gün yine arkadaşlarla buluştuk. Konu tekrar açıldı.
Mert dedi ki:
“Ben küçükken Beni İsrail diye direkt sure var sanıyordum.”
Ben de dürüst olayım dedim:
“Ben de Pokémon karakteri gibi düşünüyordum.”
Millet kahkahayı bastı.
Ama işin garip tarafı şu:
Hepimiz bazı şeyleri eksik biliyoruz ama sormaya çekiniyoruz. Çünkü insanlar hemen yargılıyor. Halbuki bilmemek normal şey.
Ben mesela 23 yaşına kadar “mütevazı” kelimesini yanlış telaffuz ediyordum. Bir ortamda özgüvenle “mütevazi” dedim. Sessizlik oldu.
O an ruhum bedenimi terk etti.
Hâlâ bazen gece yatarken aklıma geliyor.
İç Sesimle Sürekli Kavga Etmem
Dışarıdan komik biri gibi görünmek kolay da içeride başka film dönüyor.
Mesela arkadaş ortamında espri yapıyorum:
“Beni İsrail Suresi var mı diye araştırırken kendimi tarih kanalında buldum ahahah.”
Herkes gülüyor.
Ama iç ses:
“Sen neden her şeyi fazla düşünüyorsun?”
Gerçekten yorucu bazen.
Kafam sürekli açık sekme gibi:
Elektrik faturası…
Eski sevgili…
Hayat amacı…
Market fiyatları…
Kur’an sureleri…
Karşıyaka’nın savunması…
Bir insanın zihninde bu kadar alakasız konu aynı anda dönebilir mi ya?
Kordon’da Yürürken Gelen Aşırı Derin Düşünceler
Geçen gün gece yürüyüşüne çıktım. Kordon kalabalık. Millet çimlerde oturuyor, biri gitar çalıyor, biri sevgilisiyle tartışıyor.
Ben kulaklığı taktım yürürken düşünüyorum:
“İnsan neden bilmediği şeyi biliyormuş gibi yapar?”
Galiba herkes biraz korkuyor. Cahillik değil korku bu. Yargılanma korkusu.
“Beni İsrail Suresi var mı?” sorusu bile aslında bunu gösteriyor. İnsanlar öğrenmek istiyor ama bazen yanlış anlaşılmaktan çekiniyor.
Ben de çekiniyorum açıkçası.
O yüzden çoğu zaman şakaya vuruyorum.
Mesela biri ciddi soru sorunca hemen espri yapıyorum. Çünkü komiklik bazen savunma mekanizması gibi.
Bir arkadaşım geçen gün dedi ki:
“Sen sürekli güldürüyorsun ama bazen gözlerin çok yorgun görünüyor.”
Bak…
Şaka bir anda dramaya döndü.
İzmir akşamıydı, hafif rüzgâr vardı ama içime öküz oturdu resmen.
Toplu Taşımada Yaşadığım Efsane An
Otobüsteyim. Yan koltukta iki amca konuşuyor.
Biri diğerine dedi:
“Beni İsrail Suresi vardı değil mi?”
Kader artık benimle oyun oynuyor.
İçimden “Abi ben bu konuyu niye sürekli duyuyorum?” dedim.
Sonra diğer amca özgüvenle cevap verdi:
“Vardı tabii.”
Ama ses tonu tamamen tahmin yürütüyor.
Türkiye’de özgüven ayrı bir seviye gerçekten. Adam bilmiyor ama Nobel konuşması yapıyor.
Bir an dönüp:
“Aslında İsra Suresi olarak geçiyor…” diyecektim.
Sonra vazgeçtim.
Çünkü toplu taşımada bilgi düzeltmeye çalışan insan enerjisi çok riskli. Bir anda tartışma programına dönebilir ortam.
Beni İsrail Suresi Var mı Sorusunun Bende Uyandırdığı Şey
Komik gelecek ama bazen basit sorular insanın içinde başka kapılar açıyor.
Ben bu soru sayesinde şunu fark ettim:
Bilmek kadar öğrenmeye açık olmak da önemli.
Eskiden bilmediğim bir şeyi belli etmemeye çalışırdım. Şimdi direkt soruyorum.
Çünkü herkes her şeyi bilemez ki.
Hem zaten internet çağında yaşayıp her şeyi biliyormuş gibi davranmak ekstra komik. Geçen gün makarna süresine bile baktım ben.
Bir de kabul edelim…
Google olmasa çoğumuz hayatı çözemeyiz.
Ben geçen ay “buzdolabı neden ses çıkarır” diye arattım.
Sonuç:
Motor çalışıyormuş.
Sağ ol teknoloji.
Kendimle Dalga Geçmeyi Öğrenmem
Eskiden çok takıyordum her şeyi. Şimdi hâlâ takıyorum ama en azından komik tarafını görebiliyorum.
Mesela geçen gün aynaya bakıp kendi kendime dedim:
“25 yaşındasın. Gece üçte dini terim araştırıp sabah gevrek yiyerek hayatı çözmeye çalışıyorsun.”
Gerçekten trajikomik.
Ama galiba hayat biraz da böyle.
Kimse tamamen çözmüş değil.
Herkes bir şeyleri araştırıyor.
Bir şeyleri anlamaya çalışıyor.
Bir yandan kahkaha atıp bir yandan kafayı yiyor.
Benim olayım tam olarak bu.
Damlatipmerkezi ekibi olarak “Beni İsrail Suresi var mı” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere!
Sonuç Yerine: Google Sekmesinden Hayat Dersi Çıkarmam
“Beni İsrail Suresi var mı?” diye başlayan mesele bende garip bir yere dönüştü.
Bir yandan komik anılar çıktı.
Bir yandan kendi iç sesimle yüzleştim.
Şunu fark ettim:
İnsan bazen en sıradan sorulardan bile kendine dair bir şey öğreniyor.
Şimdi biri bana gelip:
“Beni İsrail Suresi var mı?” diye sorsa cevabı veririm.
Ama büyük ihtimalle arkasından da şunu derim:
“Abi asıl mesele o değil de… Biz niye her şeyi biliyormuş gibi davranıyoruz?”
Sonra ortam sessizleşir.
Ben konuyu değiştirmek için:
“Bu arada gevrek mi boyoz mu?” derim.
Çünkü bazı alışkanlıklar değişmiyor.