Samyeli’de Hangi Rüzgar?
Bazen hayatta bir an gelir, her şeyin anlamını kaybettiği, rüzgarın yön değiştirdiği o anı hatırlarsınız. O an, Samyeli’nin o sert, sıcak rüzgarı gibi gelir size. Kayseri’de büyüdüm, her ne kadar o geniş düzlüklerde esen o rüzgarları seversem de, Samyeli bambaşka bir şeydi. O rüzgar bazen bir umut, bazen bir hayal kırıklığı, bazen de içinde kaybolduğum bir karanlık gibiydi. Bugün anlatmak istediğim hikaye de tam olarak o rüzgarın getirdiği bir duygu: bir hayal, bir umut ve sonunda gelen sert bir gerçek.
Samyeli’ni Beklerken
Geçen yaz, biraz kafa dinlemek, eski günleri hatırlamak için Kayseri’nin küçük köylerinden birine gitmiştim. Gözlerim, eski evlerin damlarında, toprak yolların kenarında geçirdiğim çocukluk yıllarını arıyordu. O sıcakta, arada bir esen rüzgar, bana sanki her şeyin değişebileceğini hatırlatıyordu. Samyeli’nin adı hep buralarda duyulurdu, ama aslında hiç anlamazdım o zamanlar ne anlama geldiğini. O yaz, her şey değişecekti.
Bir sabah, köyde herkesin çalışmaya başladığı saatlerde, ben sırtımı güneşe verip biraz yürüyüş yapmaya karar verdim. Gözlerim sabahın ferahlığında bir şeyler arıyordu, belki bir ilham, belki de kaybolan zamanın izlerini. Tam o sırada, o tanıdık, o yıkıcı rüzgar başladı. Samyeli… O sıcak, kavurucu esinti, sanki geçmişin karanlık düşüncelerini sürüklüyordu. O an ne hissettiğimi anlatmam zor. Bir yanda çocukluk hayallerim, bir yanda eski sevgililerim, bir yanda yaşamın bana verdiği tüm dersler vardı. Her şey, Samyeli’nin rüzgarı gibi birden savrulmuştu.
Hayal Kırıklığının Esintisi
Rüzgarın şiddeti arttı. O an içimi bir hüzün sardı. Bu köyde büyümüş, geçmişin hatıralarına tutunmaya çalışan bir genç olarak, yıllar sonra bu rüzgarla karşılaşmak beni çok farklı hissettirdi. Hep umutla beklediğim değişim, Samyeli’nin sert esişiyle yüzüme çarpmıştı. Bu, benim yıllardır hayalini kurduğum bir değişim miydi? Yoksa sadece geçmişin silinmeyen izleri mi?
O rüzgarın sıcaklığı, bana geçmişin hatalarını, yapılmayan sözleri, kaybolan fırsatları hatırlattı. O kadar sertti ki… İçimdeki boşluğu bir türlü dolduramıyordum. O rüzgarla birlikte geçmişe dair hayal kırıklıkları da savrulup gitmeye başlamıştı. Gelecek ne kadar parlak olursa olsun, o sıcak rüzgarın içinde kaybolan bir geçmiş vardı. Ve ben, o kaybolan geçmişi bir türlü geride bırakamıyordum.
Umut ve Yeniden Başlama
Ama bir şey fark ettim o an. Samyeli’nin rüzgarı ne kadar sert olursa olsun, sonunda her şeyin sakinleştiğini hatırladım. Evet, geçmişin hataları vardı, belki de bunları kabullenmek zor olacaktı. Ama Samyeli’nin ardından gelen o serin rüzgar, bana her şeyin yeniden başlayabileceğini, eskiye dair bir şeyler öğrenebileceğimi ve yeniden umutla yol alabileceğimi hatırlatıyordu.
O gün yürüyüşümü bitirip geri dönerken, rüzgar hala arkamda esiyordu. Ama artık farklı hissediyordum. Samyeli’nin rüzgarı beni savurmuştu, evet; ama aynı zamanda bana, eskiyi bırakma gücü ve yeni bir başlangıç yapma cesareti de vermişti. Hayat, tıpkı o rüzgar gibi bazen sert esebilir, bazen de içinde kaybolmuş duygulara dokunabilir. Ama sonunda, her şeyin yeniden doğabileceğini hatırlamak gerekiyordu. Samyeli’nin ardında kalanı kabul edip, önüne bakmak… Belki de hayatın anlamı tam olarak buradadır.
Sonuçta…
Samyeli, Kayseri’nin köylerinde sıradan bir rüzgar gibi başlayıp, ruhumu saran bir duygu haline gelmişti. Beni savurdu, düşündürdü, üzüntülerimi açığa çıkardı. Ama aynı zamanda bana yeniden umut verdi. Çünkü her sert rüzgarın arkasında bir esinti saklıdır. Hayal kırıklığı, ne kadar acıtsa da, en sonunda insanı güçlendirir. Samyeli’yi hatırladıkça, o sert ama sıcak rüzgarın bana verdiği dersleri hatırlayacağım: Hayat bazen rüzgar gibi; seni savurur ama sonunda seni yeniden ayağa kaldırır.