İçeriğe geç

İstikbal göklerdedir sözü kime ait İtalyan ?

İstikbal Göklerdedir Sözü Kime Ait İtalyan? Kültürel Görelilik ve Kimlik

Bazen bir sözü duyarsınız ve bir anda başka bir kültüre ait bir izlenim bırakır; bir metafor, bir deyim, bir düşünce biçimi… Sadece anlamını değil, bu sözü söyleyen kişinin bakış açısını, yaşam biçimini, kültürel kodlarını da hissedersiniz. “İstikbal göklerdedir” sözü de bunlardan biri. Duyduğumuzda, çoğumuz bunun Atatürk’e ait olduğunu biliriz. Ancak, bu söylemin etrafında dönen anlamlar, derinleşen sorular ve kültürel bağlamlar bizi farklı bir yere götürür. Ve belki de bu sözü daha derinlemesine anlamamız için, bir adım geri atıp insanlık tarihindeki farklı kültürlerden bakmak gerekir.

İnsanlık, farklı coğrafyalarda, farklı iklimlerde, farklı ekonomik yapılarla ve geleneklerle biçimlenmiştir. Peki, bir toplumun geleceği hakkında nasıl bir düşünce geliştirdiği, yalnızca ona ait değil mi? Her bir kültür, kendi yaşam felsefesini, değerlerini, kimliğini ve geleceğe dair umutlarını yaratan bir labaratuvar gibidir. Bu yazı, sadece bir kültüre ait olan “İstikbal göklerdedir” gibi bir ifadeyi incelemekle kalmayacak, farklı kültürlerin bu tür düşünce biçimlerini nasıl şekillendirdiğini ve bu şekillenmenin kimlik, ritüeller ve ekonomik yapılarla nasıl ilişkilendirildiğini keşfedecek.
Kültürel Görelilik: Her Kültür Kendi Dünyasını Kurar

Antropoloji, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı, birbirini etkilediği bir dünyada insanları anlamanın yolu olarak karşımıza çıkar. Kültürel görelilik, bir kültürün değerlerini ve normlarını anlamanın, sadece o kültürün bağlamında mümkün olduğunu savunur. Yani, başka bir toplumun bakış açısıyla bir kültürü değerlendirmek, yalnızca o toplumun lensinden görmeyi sağlar. Bu bakış açısına göre, “istikbal göklerdedir” sözü, Atatürk’ün Türkiye’sinin düşünsel yapısının bir yansımasıdır. Bu söylem, modernizmi, bilimsel ilerlemeyi ve toplumsal değişimi simgeler.

İtalya’dan örnek verirsek, özellikle Rönesans dönemi ve sonrasındaki gelişmeler, İtalyan halkının geleceği nasıl gördüğünü anlatan birçok iz bırakmıştır. Leonardo da Vinci’nin, Galileo’nun ve Machiavelli’nin fikirleri, insanın toplumsal yapısını nasıl ele aldığıyla ilgilidir. Özellikle da Vinci’nin “insanın geleceği, bilim ve sanatla şekillenecektir” görüşü, İtalya’daki modern düşüncenin temel taşlarını oluşturmuştur. Bu da, Atatürk’ün “istikbal göklerdedir” söyleminin bir benzeri olarak, dönemin İtalya’sındaki bilimsel ve sanatsal ilerlemenin geleceği belirleyeceğini ifade eder.

Ancak bir diğer önemli konu, bir düşüncenin zaman içinde değişmesi ve evrimleşmesidir. Örneğin, 20. yüzyılın ortasında Batı toplumlarında, özellikle Amerikan kültüründe, “yıldızlar” ve “uzay” temalı filmler ve edebiyat eserleri popülerdi. O dönem, Amerika için gökyüzü, teknolojik ve bilimsel gelişmelerin sembolüydü. Bu semboller, yalnızca popüler kültüre değil, aynı zamanda ekonomiye ve siyasete de etki etti. Fakat bu tür sembolizm, başka kültürlerde farklı şekilde biçimlendi. Mesela Çin’deki tarihsel bakış açısı, Batı’daki gibi geleceği sadece bilimsel bir ilerleme olarak değil, aynı zamanda halkın geçmişle, kültürel mirasla bağlarını güçlendiren bir süreç olarak görüyordu. Bu tür farklılıklar, kültürel göreliliğin en güzel örneklerindendir.
Kimlik ve İlerleme

Kimlik, yalnızca bireyin değil, bir toplumun da temel yapı taşlarındandır. Bir kültür, kendi kimliğini yaratırken, geçmişiyle, yaşadığı çevreyle, toplumsal yapısıyla ve ekonomik sistemiyle şekillenir. “İstikbal göklerdedir” gibi bir söylem, aynı zamanda bu kimliğin evrimini ve kültürel kodları anlatan bir araçtır. Atatürk’ün bu sözle belirttiği, bilimsel ve teknolojik bir devrimdir; bir toplumu çağdaş medeniyetler seviyesine çıkarma arzusudur.

Farklı kültürlerde ise kimlik kavramı farklı şekillerde tezahür eder. Mesela Afrika’nın çeşitli bölgelerinde yapılan saha çalışmaları, toplumların kimliklerini doğayla, atalarla ve toplumsal yapılarıyla nasıl bütünleştirdiğini gösteriyor. Bu toplumlar, geleceği hep kendi gelenekleriyle şekillendiriyor ve kimliklerini modernleşmeden ziyade, geçmişle bağ kurarak oluşturuyorlar. Ayrıca, yerli halkların geleneksel toplumsal yapıları, aile içindeki hiyerarşi, ritüeller ve semboller, onlara zamanla bir kimlik kazandırmış ve bu kimlik zaman içinde geliştirilmiştir.

Amerikan yerlileri örneğini ele alalım. Yerlilerin ilerlemeyi, teknolojiye dayalı bir sürecin ötesinde, doğayla ve atalarla uyum içinde olmak olarak gördüklerini söylersek, bu bakış açısının kimlik oluşumuna etkisi büyüktür. Batı toplumlarının bilim ve teknolojiye verdiği önemin aksine, yerliler doğal döngülerle uyum içinde yaşamayı, varoluşsal bir sorumluluk olarak kabul ederler. Dolayısıyla, kimlikleri sadece geçmişle değil, doğa ve çevreyle de şekillenmiştir.
Akrabalık Yapıları ve Ekonomik Sistemler

Bir toplumun ekonomik yapısı, onların gelecek hakkındaki fikirlerini doğrudan etkiler. Kapitalist toplumlar genellikle bireysel başarının ön plana çıktığı ve geleceğin yalnızca bireylerin çabalarıyla şekilleneceği bir düşünceyi kabul ederler. Bunun aksine, sosyalist veya komünist yapılar, toplumun kolektif bir çaba ile geleceğe yön vereceği görüşünü benimsemişlerdir. Bu bakış açıları, ekonomiyle birlikte ritüelleri, sembolleri ve kimlikleri şekillendirir.

Çin, Sovyetler Birliği gibi sosyalist toplumlar, kolektif iş gücünün ön planda olduğu, geleceğin bir toplumun ortak çıkarları doğrultusunda şekilleneceği anlayışını benimsemişlerdir. Bu düşünceler, sosyalist ekonomiyle uyum içinde, geleneksel akrabalık yapılarından beslenmiştir. Akrabalık yapılarındaki hiyerarşi, aile içindeki dayanışma ve iş bölümü, toplumun geleceği hakkındaki düşünceleri şekillendirir.

Ancak Batı toplumlarında ise, bireyselcilik daha yaygındır. Kişisel başarı, kendi geleceğini yaratma fikri ön plandadır. Ekonomik sistem, bireyin özgürlüğünü, seçimlerini ve potansiyelini en yüksek seviyede gerçekleştirmesini destekler. Bu bakış açısı, kişinin kimliğini ve onun toplum içindeki yerini nasıl algıladığını da etkiler. Bu durumda, kişinin geleceğe dair planları daha çok bireysel hedeflere dayanır.
Sonuç

Kültürel görelilik, bir toplumun düşünsel yapısını anlamak için en etkili araçlardan biridir. İstikbal göklerdedir sözü, sadece bir kültürün bakış açısını değil, o toplumun ekonomik yapısını, kimliklerini, ritüellerini ve sembollerini yansıtır. Dünyadaki her kültür, kendi geçmişi, gelenekleri ve toplumsal yapısı doğrultusunda geleceğe dair farklı bir perspektif geliştirmiştir. Her bir kültürün kendine özgü olan bu bakış açılarını anlamak, onları sadece anlamakla kalmaz, empati kurmayı da sağlar.

Kültürlerarası anlayış ve empati, insanlığın ortak geleceğine katkıda bulunabilir. Hepimizin dünya görüşleri farklı olabilir, ama bir toplumu anlamaya çalışırken onun tarihini, kültürünü ve ekonomisini göz önünde bulundurmak, bizi daha derin bir anlayışa götürür. İster Türk, ister İtalyan, ister Çinli… Her bir kültür, geleceğini kendi köklerinden, geçmişinden ve toplumundan aldığı ilhamla şekillendirir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasino giriş