Bir Şeyi Unutmak Normal Mi?
Hayatın temposu içinde, bazen bir şeyleri unutmak o kadar doğal geliyor ki, durup kendime soruyorum: “Gerçekten unuttuğum için mi üzülüyorum, yoksa unutmak gerektiği için mi?” Kayseri’de, sakin bir akşamda, evin köşe köşe kokan eski kitaplarla dolu olduğu bir odada, bu soruyu düşündüm. Belki de hepimizin yaşadığı, “unutulmuşluk” hissi, bazen bizi yeniden bulmak için gereken bir arayışa dönüşüyor. Peki, bir şeyi unutmak normal mi? Bu yazıda, bir kaybın ardından yaşadığım karmaşık duyguları paylaşmak istiyorum.
Unutulmuş Bir Adres
İlk defa seni unutmak zorunda kaldım. Nasıl oldu, ne zaman oldu bilmiyorum. Bazen bir şeyleri kaybetmek, onları ararken aslında daha derinlere doğru kaybolmak gibi bir şey oluyor. Yıl 2020, yazın sonlarına doğru bir sabah, eski mahallemizin dar sokaklarında yürüyordum. Evinizin sokağını, yıllar önceki kahkahalarınızı hatırlayarak geçtim. Ama o gün, o sokağın bana hissettirdiği duygular farklıydı. Sanki o eski anıların yerini bir boşluk almıştı. Kendi kendime, “Unutmak normal mi?” diye sordum. Bir anı, bir yüz, belki de bir hayal… Her şey yerini başka bir şeye bırakıyor.
O gün, sokağınızı geçtiğimde fark ettim ki, anılarınızın izleri çoktan silinmeye başlamış. Üzerine yıllar geçmiş olmalı. Kaybolmuş sokak tabelası, eski tuğlalardan dökülmüş duvarlar… Her şey eskisi gibi değil. Ve birden, sizi unuttuğumu fark ettim. Kimseyi suçlamıyorum; belki de bu, zamanı aşmak isteyen bir ruhun işiydi. Belki de biz, bazen geçmişin yorgun anılarından kaçmak için unutmak zorunda kalıyoruz.
Gözlerimdeki Boşluk
Unutmak bazen sadece bir isimle ilgili olmuyor. O gün, o boş sokakta, gözlerimdeki boşlukla birlikte yürüdüm. Kendi içimde, o ismi, o anıyı aradım ama bulamadım. Gözlerim, geçmişi göremediği gibi, önümdeki hayatı da bir türlü netleştiremiyordu. Kısa bir süre önce yaşadığım bir ayrılık vardı ve tam da o dönemde, bir şeyleri unutmanın ne kadar zor olduğunu anlamıştım. Ayrılık, genellikle bıçak gibi kesilen bir şeydir. Geceleri uyandığında, sabahları hatırladığında birden hayatın her yerinde o eksikliği hissetmeye başlarsın. Ama bir şeyleri unutmak, bu boşlukları doldurmak için ne kadar gereklidir? Bunu bilemedim.
Bir sabah, bir önceki günün acısı hâlâ kalbimdeyken, eski defterimi buldum. Ne zaman bir şeyler kaybolsa, o defterlere bakar, eski yazılarımı okurum. Ve her seferinde, bir şeyleri unutmak o kadar kolay gelir ki. Bir bakış, bir anı, birkaç satır yazı… Ne kadar çabuk unutulabiliyor, değil mi? Ama yine de, her kaybın ardından bir umutla o boşluğu tekrar doldurma çabası var. “Belki hatırladığımda daha iyi olurum,” diyorum. Ama o gün geldiğinde, bir bakıyorum ki, hiçbir şey eskisi gibi değil.
Kapanan Kapılar ve Yeni Başlangıçlar
Bazen unutmak, geçmişi geride bırakmak anlamına gelir. Belki de kaybettiğimiz bir şeyin hatırlanması, o şeyi tekrar bulmak gibi bir şeydir. Ama unutmak aynı zamanda yeni başlangıçların kapısını aralayabilir. “Bir şeyleri unutmak normal mi?” sorusu burada daha da derinleşiyor. Bunu düşünüp, o eski yazılarımı okurken, birden gözlerimdeki hüzün yerini bir rahatlamaya bırakıyor. Belki de unutmak, yeni bir hayata yer açmanın bir yolu.
Kayseri’nin sıcak yaz akşamlarında, bir şeyleri unutmak, bazen aslında ne kadar önemli olduğunu keşfetmek anlamına geliyor. Bir ilişkiyi, eski alışkanlıkları, sevdiğin sokakları unutmak, belki de hayatın sana sunduğu yeni fırsatları görmek içindir. Unutmak, her zaman kayıp değil; bazen bir şans, bazen bir özgürlük. Her ne kadar geçmişin gölgeleri seni takip etse de, unutmak bir adım ileri gitmene yardımcı olabilir.
Sonuç: Unutmak, Kendi İçinde Bir Şifa
Unutmak, hayatın doğal bir parçası olabilir mi? Evet, bence olabilir. Geçmişin acıları ve kayıpları zamanla unutulabilir, ama bu unutmak bir yok oluş değil, bir şifa olabilir. Her gün, bir önceki günden biraz daha fazla ilerlediğimizde, unutmak, o karanlık anıları geride bırakmak, iyileşmenin bir parçası haline gelir. Bir şeyleri unutmak, belki de insanın yeniden doğuşu gibidir. O yüzden, her kaybın ardından bir umut doğar: Unutmak, bazen en güzel başlangıçtır.
Bazen gözlerimdeki boşluğu fark ettiğimde, o kaybolan anıların yerine yenisi gelir. O anı kaybettiğimi düşündüğümde, içimde bir his uyanır; belki de unutmak, aslında yeni bir hikâyenin başıdır. Unutmak normal mi? Bence unutmak, içindeki gücü keşfetmek için en doğal yoldur.